LİNK

 

NOT

 

YENİ

 

BAĞLANTILAR

 

kommunite ekolojisi

Biyolojik İlişkiler
•Aynı ortamda yaşayan canlıların birbirleriyle olan ilişkilerine Koaksiyon denir.
•Bu ilişkiler aynı ürün bireyleri arasında (Tür içi) veya  farklı tür bireyleri arasında (türler arası)  olabilir.
•İlişkili olan türlerin evrimsel birlikteliği bulunur bu duruma koevrim denir.Örn:Parazit-Konak ilişkisi

Tür içi rekabet
•Hayvanlar arasında görülen rekabet tür içi veya türler arası olabilir.
•Tür içi özellikle alan/bölge savunma hayvanlarda yaygın olup kalıtımsal bir davranıştır.
•Bazı durumlarda aynı türe ait farklı popülasyonların oluşmasına da sebep olabilir.

Tür içi rekabet nedenleri
•Besin
•Alan ve yuvalanma
•Üreme
•Hiyerarşi

Rekabet ve Niş
•Ekolojide rekabet belli bir yaşam kaynağı için iki canlı veya populasyonun arasında oluşan mücadele şeklinde tanımlanır.
•İki türün ekolojik yönden benzemesi bunların fiziksel, kimyasal ve biyolojik gereksinimlerinin aynı olduğunu gösterir.
•Türler yaşadıkları yerdeki çevresel koşullara göre evrimsel adaptasyon sağlamışlardır. Niş terimi bir canlının ekolojik görevi veya işlevi anlamında kullanılmaktadır.

Türler arası rekabet nedenleri
•Besin
•Alan
•Av-Avcı
•Parazit-Patojen
•Su-Tuz kaynakları
•Üreme

Predatörlük (Av-Avcı ) 
•Besinini canlı olarak arayan serbest hayvanlara Predatör (Avcı) Form denir.Besin olarak tüketilen canlı avdır.


•Av ve Avcı birlikte evrimleşerek gelişirler,aynı yaşam alanını paylaşırlar

Türler arası ilişkiler
Belli bir yerde iki farklı türe ait bireylerin bulunuşu çok farklı sonuçlar oluşturabilir.
Türler arası ilişkiler 8 bölümde incelenebilir. Bunlar:
1.Nötralizm
2.Rekabet
3.Mutualizm
4.Kooperasyon
5.Komensalizm
6.Amensalizm
7.Parazitzm
8.Predasyon şeklinde sıralanabilir.

Parazitizm
I.Hayvansal parazitler
Parazitler ise diğer bir canlıya bağlı olarak yaşayan ve konak canlının hücre,doku,doku ve sindirim  sıvılarından beslenen canlılardır.Bulundukları yere göre endo (iç) ve ekto (dış) parazit olarak gruplandırılırlar.


a. Ektoparazitler ayrı eşeyli, gelişkin hareket, duyu ,sindirim sistemi ve sindirim enzimleri bulunur
b. Endoparazitler çoğunlukla hermafrodit duyu ,sindirim sistemi ve sindirim enzimleri bulunmaz

II.Bitkisel parazitler
Bitkilerde konakla kurulan ilişki tipine göre yarı ve tam parazitlik görülür
a. Tam parazit bitkiler kloroplast bulunmaz fotosentez yapılmaz ayrıca kök sitemleri gelişmediği için topraktan su ve mineral alamaz.
Örnek: Canavar otu-su-mineral ve organik madde alır tam parazittir

b.Yarı parazit bitkilerde kloroplast bulunu ve fotosentez organik madde üretilir ancak kök sistemleri gelişmediği  için topraktan su ve mineral almaz.
Örn:Ökse otu –su ve mineral alıryarı parazittir

Mutualizm
Birbirleri için karşılıklı yara sağlayan iki organizmanın devamlı bir arada yaşaması haline Mutualizm denir.
Bu ortaklardan birinin olmaması durumunda yaşamları tehlikeye girer.

Kooperasyon
Birbirleri için karşılıklı yara sağlayan iki organizmanın belli dönem veya durumlarda bir arada yaşaması haline Protokooperasyon  denir.
Bu ortaklar birarada olmaması durumunda  hayatları tehlikeye girmez,ancak bir arada olmaları yaşamlarını kolaylaştırır.

Kommensalizm
Eğer iki türün birbirine karşı zararı olmayıp yararları varsa bu ilişkiye Komensalizm denir.
Komensalizm ile Mutualizm arasındaki sınırı çizmek çok güçtür.

Amensalizm
Genellikle bitkilerde yaygın olan bu ilişki bir türün salgısıyla diğer bir türün gelişmesinin durmasıdır.
Örnek olarak red tide olayları verilebilir.

Nötralizm
İki organizmanın düzenli olarak yan yana bulunması durumuna Sinesi denir. Bu iki organizma birbirlerinden bağımsız yaşayabiliyorsa buna Nötralizm denir.  

Uyum:
Bir canlının belirli biotik ve abiotik çevresel koşullara sahip bir ortamda yaşayabilmesini sağlayan yetenek ve özelliklerin tümüne uyuma Adaptasyon denir.
•Çevresel sıcaklığın düşmesi sonucu organizmaların yaşaması için uygun olmayan dönemler ortaya çıkar ve metabolik olaylar ağırlaşır. Bu şekilde gelişen uyuma Hibernasyon denir.
•Aynı şekilde sıcaklığın artmasına karşılık gösterilen uyuma ise Estivasyon denir.

Adaptif renklenme hayvanlarda önemli savunma davranışı olarak gelişmiştir.
1. Kamuflaj veya benekli renklenme : Ortam koşullarına uygun renklenme ile görünmez olur  ve kendini avcılardan korur.
2.Aposematik renklenme (parlak uyarıcı renklenme): Predatörler  bu canlıları av olarak seçerken dikkatli davranmalarına ve vazgeçmelerine neden olur(Bu tür parlak renkli canlılar zehirli veya tatsızdır).
3.Mimikri : Bu adaptasyon mekanizmasında ise canlılar dal, taş veya içerdiği uyarıcı renkle zehirli olduğu bilinen başka hayvanlara benzeme kullanılır.
a.Batesian taklit : zararsız ve lezzetli türler , tatsız ve zararlı bir modeli taklit eder.
b.Müller taklit : iki veya daha fazla tatsız tür arasında benzerlik  olması.

Evrimsel açılım ve ekolojk ilişkiler
1-Allen kuralı (kanun): Soğuk iklim şartlarındaki aynı tür canlıların sıcak iklimdeki akrabalarına göre çıkıntıları daha küçüktür.
2-Bergmann kuralı (kanun): Soğuk iklim şartlarındaki aynı tür canlıların sıcak iklimdeki akrabalarına göre vücutları daha büyüktür.
3-Gloger kuralı (kanun): Kuzey yarıküredeki hayvanlar açık renkli, güneydekiler koyu renklidir.

Organizma

Habitat

Adaptasyon

Fonksiyonu

Kurbağa

Sulak alan

Kuraklık

kuraklıklarda uykuya yatılarak canlık korunur

Fok

Buzullar

Kalın yağ tabakası

soğuk ortamda vücut sıcaklığını korumak

Zürafa

Otlaklar

Uzun boyun

ağaçlar yapraklarına ulaşmaya yardımcı olur

Kutup tavşanı

Tundra

kış beyaz kürk

yırtıcılardan korunmak için kamuflaj sağlar

Maymun

Yağmur ormanı

kavrayıcı kuyruk

ellerin serbest kalması ile ağaçlarda beslenme ve hareket

Kaktüs

Çöl

Kütikül

buharlaşma ile su kaybını azaltır

Robin (kuş)

Orman

Göç

mevsimsel değişimlere uyum

 

Yaşama birliklerinin özellikleri
•Komünitede gerek sayısal gerekse yaşamsal aktiviteleri bakımından en çok  rastlanan türler Baskın türdür.
•Her yaşam birliği belirli iklimsel koşullara sahip ortamlara uyumlu türlerden oluşur
•Ormanlarda topraktan ağacın  tepesine kadar  farklı şartlara sahip microklima katmanları  ve bu  katmanlarda şartlara uyumlu bitki ve hayvan türleri bulunur.
•Yaşam birliklerinin sınırları vardır. Ancak bazı yaşam birlikleri iç içe olabilir.
•Yaşam birliklerinde canlıların sayıları ile vücut büyüklükleri ters orantılıdır.
•Yaşam birliğinin baskın türü  biyotik ve abiyotik nedenlerle zamanla ortadan kalkabilir ve yerini başka bir tür alabilir. Bu olaya süksesyon denir.

Süksesyon:
 
Bir Ekolojik alandaki canlı türlerinin, sayı ve çeşidindeki ardışık şekilde  meydana normal ve yavaş değişiklikleri ifade eder.
1. Birincil ardıllık:


•topraksız bir yerde başlar. 
•Uzun sürer
•Ortam  kayalık olabilir
•Liken gibi türlerin öncüllüğünde başlar
•Yanardağlar  ve erozyon gibi nedenlerle oluşan kayalık alanda başlar
•Zamanla canlı etkisi ve artıkları, rüzgar ve yağmur yeni toprak oluşumunu sağlar
•Zamanla çürüyen bitkiler ve canlılar, toprağa organik madde ekler

2. İkincil ardıllık:


•Alanda daha önce  canlı organizmalar vardı
•Alan yeterli toprak ve besleyici ögelere sahiptir
•Sel baskınlar ve orman yangınlarından sonra gerçekleşir
•Türleri yerleşimi ve değişimi birincil ardıllığa göre daha hızlı gerçekleşir

Biyomlar
Sınırları belli  bir coğrafi ortamda  yaşayan tüm populasyonların oluşturduğu birliktir. Biyosferde iki tip yaşam birliği vardır.     
A-Kara yaşam birliği  (Orman, Çayır, Step, Tundra, Çöl, Mağara. vb.)
B-Su yaşam birlikleri (Deniz, Göl, Akarsu, Havuz, Bataklık, Pınar, vb.)

Karasal Biyomlar:
•Kara biyomları dünyada bulundukları ortamın iklim ve diğer fiziki şartlarına göre gelişerek değişik tür toplulukları oluşturmuşlardır.
•Kara biyomlarında değişik canlı türleri de yaşayabilir, ancak baskın tür biyoma adını veren türdür.
•Kara biyomlarında belli iklimlerde belli bitki ve hayvanlar bulunur.
•Ekvatorda kutuplara doğru iklim bölgeleri sıralanır. Ayrıca yükseltiye göre de basamaklanır.
•Benzer biyomlar, çoğunlukla aynı enlemlerde bulunurlar.
•Bu durum tundrada ve tayga adı verilen iğne yapraklı kuzey ormanlarında açıkça görünür.
•Enlem benzerliklerinin yanı sıra, yükseklik benzerlikleri de biyomun oluşumunu etkiler.
•Yüksek bir dağın doruğuna doğru çıkıldıkça, sıcaklık düşer, hava soğur; kışlar daha uzun ve sert geçer (ekvator yakınlarındaki yüksek dağların dorukları bile karlarla kaplıdır). Bu yüzden, aynı dağda birkaç farklı iklim ve bitki örtüsü kuşağı gözlenir.

Kara Biyom çeşitleri ve özellikleri
 
 Biyom  Özellikleri

 Tundra
• Kuru, soğuk ve ağaçsız (soğuk çöl veya Kutup)
• Yere yakın yetişen bitkiler
• Sürekli donmuş toprak (permafrost) yapıdadır
• Ortalama kış sıcaklığı -12 ° C
• Ortalama yağış yılda en az 25cm cıvarındadır
• Bitkiler: yosun, ot, küçük çalılar, likenler
• Hayvanlar: bazı böcekler, ördekler, kazlar, diğer kuşlar, fareler, kutup tavşan, ren geyiği, kutup ayıları, baykuşlar

 Tayga veya Boreal (İğne yapraklı orman)   

•Çoğunlukla yaprak dökmeyen sedir, çam, Servi ağaçları
•Dünyanın en büyük biyomudur
•Yaz kısadır
•Toprak buz içerir
•Ortalama sıcaklık -3 °C ile 18
•Yağış çoğunlukla kar ve yılda ortalama 35cm-100cm
•Boz ayı, kurt, geyik, vaşak ,tavşan

 Ilıman yaprak döken orman     
• Sıcaklık geniş dağılım gösterir ve dört ayrı mevsim görülür
• (Karaağaç, akçaağaç, meşe) sonbaharda yapraklarını kaybederler
• Sincap, rakun, geyik, küçük kuşlar
• Sıcaklıklar Yaz 30 °C ile kışın 0 °C aralığındadır.
• Yağış yıl boyunca 75 cm- 150 cm arası

Savan (Step)
•Otsu bitkilerin bulunduğu kıta ortasındaki otlakla
•Yıllık ortalama sıcaklık 20ºC dir
• Yağış yılda 25cm- 75cm ( kuru bir mevsim var)
•Birçok memeliler, kuşlar, böcekler, Örümcekler, vb

 Tropik yağmur ormanı                
• Biyolojik olarak en farklı canlılarını bir arada olduğu biyomdur
• Yıl boyunca hava ılık ve nemli
• Ortalama sıcaklık: 25 ° C
• Yağış: 200cm-yılda 600cm
• Devamlı yeşil bitki hayatı ve hayvanlarda büyük çeşitlilik var

 Çöl
•Son derece sıcak ve kuru olup büyük sıcaklık değişimi gösterir
•Su depolayan ve az su ile yaşayan bitkiler;
•Yağış yılda 25cm den daha az
•Toprak: ince kumlu ya da çakıllı
•Bitkiler: kaktüs vb
•Hayvanlar: kanguru sıçan, sürüngenler bazı böcekler

Deniz,Göl, Okyanus Ekosistemleri 

•Su ekosistemlerini kara ekosistemlerindeki gibi coğrafi sınırlarla  belirlemek çok zordur.
•Tatlı su ve haliç  gibi su havzalarının derinlikleri ve bileşimlerindeki farklı maddeler  nedeniyle sularda da farklı canlı bölgelerinden söz edilebilir.
•Su biyomları; deniz biyomları (tuzlu su) ve tatlı su biyomları  olmak üzere iki başlık altında incelenebilir

Deniz biyomları
•Denizlerdeki tür topluluklarının dağılımında en önemli etken derinliktir.
•Neiritik alan diye adlandırılan 200 m derinliğe kadar olan deniz ortamı  tür topluluklarının en zengin oldukları bölgeyi oluşturmaktadır. 
•Kıyı alanların akarsularla beslenmesi güneş ışınını fazla almaları  oksijen ve birçok çözünmüş maddenin fazla olması nedeniyle deniz  canlılarının en çok yoğunlaştığı bölgelerdir.
•Kıyı alan deniz  canlılarının % 90 ını barındırmaktadır. Daha derin sahalara ise güneş  ışınları daha az ulaştığı ve besin maddeleri az olduğu için canlı  türleri çok azalmaktadır. Bu bölgelerdeki canlılar daha üst tabakalardan  inen besinlerle beslenmektedir
•Deniz ve okyanuslar, doğada ısının ve tuzun  dağılmasında son derece önemlidir.

Tatlısu biyomları
•Akarsular göller sulak alanlar ve bataklıklar tatlı su biyomlarını oluşturmaktadır.
•Akarsular birçok bitki ve hayvan türü için yaşam  alanı oluşturur.
•Akarsuların akış hızı ve kimyasal özellikleri akarsuyun  barındırdığı hayvan türü ve sayısı üzerinde etkili olan faktörlerin  başında gelir.
•Bir akarsuda çağlayanlar varsa biyolojik üretim ve  çeşitlilik az olur.
•Suyun bulanık  olması birçok canlı için olumsuz sonuçlar doğurur.
•Akarsu denize  ulaşıyorsa ağız kesimlerinde tatlı su ve tuzlu su birbirine karışır.  Buralar bitki ve hayvan türleri bakımından zengin alanlardır.

Akarsular
•Akarsuların taşıdığı elementler ve besin maddeleri buralardaki biyolojik çeşitliliği artırır.
•Akarsu ağızları mikroorganizmalardan kuşlara kadar birçok canlının  barındığı yerlerdir.
•Tüm deniz balık üretiminin % 90 ı kıyı sularından  özellikle de akarsu ağızlarından sağlanmaktadır.
Göller
Göller karalar üzerindeki durgun su ekosistemlerini oluşturur.
Göllerin  çevresinde yer alan sucul bitkiler gerek su kuşları gerekse diğer  canlılar için hem barınma hem de beslenme alanları oluşturmaktadır.
1.Oligotrofik Göller: Besin açısından fazla zengin değildir. Normal olarak derin, üretim azdır. Oksijen tüm derinliklerde ve yıl boyunca vardır. Alg patlaması pek olmaz, buna karşın alglerin tür sayısı çok olabilir. Görünümü berrak ve mavidir.
2. Ötrofik Göller: Besin yönünden çok zengindir. Askıda ve dipte çok miktarda organik madde vardır. Verimlilik çok yüksektir. En alt tabakalarda bazı dönemlerde oksijen azalması görülür. Göl çevresinde yosun ve bitki üretimi vardır. Alg patlaması olabilir.

Göllerde bölümler


1.     Bentik Bölge:
Kıyı şeridinden başlayarak göllerin en derin bölgesine kadar olan bütün dibi kapsayan bölgedir.
Bentik bölgenin canlıları:
•Bentos: Deniz tabanında yaşayan hayvanlardır.Bazıları tabanda hareket ederek (Örn:yengeç.deniz yıldızı vb)bazıları ise hareketsiz(Sesil) (Örn: sünger,mercan,balanus vb) olarak yaşarlar

2.     Pelajik Bölge:
 Göl çukurunu dolduran yani bentiği örten bütün su kütlesine pelajik bölge denir.
1.Limnetik bölge:  ışığı alan açık su. 
2.Littoral bölge: köklü bitkilerin yetiştiği, ışık alan kıyı  Bölgesi
3.profoundal bölge:Işığın ulaşmadığı ve bitkilerin bulunmadığı dip kısım.
Göllerde fotosentezle üretilen oksijen ile solunumla tüketilen oksijenin eşit olduğu derinliğe Kompensasyon derinliği denir. Bu derinliğin üst kısımlarına Öfotik zon, aşağı kısımlarına ise Afotik zon denir.

Pelajik bölgenin canlıları:
•Plankton : Su hareketleri ile pasif olarak yer değiştirebilen organizmalardır.Fitoplankton(bitkisel) ve Zooplankton(hayvansal) olmak üzere başlıca iki alt bölüme ayrılırlar.
•Nekton: Aktif olarak yüzen hayvanlardır.
•Seston: Su içinde yüzen organik ve inorganik partiküllerin tümüdür.
•Nöston: Suyun havayla temas ettiği su filmi sathındaki organizmalardır.

Ötrofikasyon
Deniz (Körfez vb) ve göl sularında nitrojen ve fosfor artışına bağlı olarak, alglerin ve diğer deniz bitkilerinin hızla çoğalmasına ve aşırı besin artışına neden olur. Bu bitkiler öldüğünde ortaya çıkan organik artıklar dipte bakteriyel faaliyeti artırır. Dipte oksijenin azalması balık ve diğer deniz canlılarını ölümüne neden olur bu urum süreci hızlandırır. Çok ileri durumlarda balıklar ve diğer canlıların kitlesel ölümleri görülebilmektedir.

Nedenleri; evsel atıklar ( özellikle kanalizasyon ), yoğun gübre kullanımı ile ortaya çıkan tarımsal atıklar, balık yetiştiriciliği ile oluşan atıklardır.

Ötrofikasyonun oluşumunda etken olan başlıca unsurlar doğal nedenlerle oluşuyorsa;buna Doğal ötrofikasyon denir.

Ötrofikasyonun oluşumunda etken olan başlıca unsurlar yapay nedenlerle oluşuyorsa;buna Kültürel ötrofikasyon denir. Örn: İzmit körfezi