A

1)Absisyon Tabakası (): Yaprak sapının dip kısmında yer alan, birbiriyle gevşek olarak bağlantılı, ince duvarlı hücrelerden oluşan özel bir tabaka. Bu hücre tabakası, yaprağın bağlantısını zayıflatır ve yaprak dökümüne olanak verir.


2) Absorpsiyon (Eski Yunanca: Ab-den+sobere-emme): Bir maddenin deri ve sindirim kanalı mukozası tarafından alınması.


3) Absorpsiyon spektrumu (): Işığın bir maddeden geçerken emilen özel dalga boylarının enerji miktarı için bir ölçü. Her molekül kendine özgü bir absorpsiyon spektrumuna sahiptir.


4) Adaptasyon (Uyum): Bir canlının kendi çevresine uyması, uymayı gerçekleştiren olaylar, canlının çevresi içinde yaşamasına olanak veren özellik.


5) Adaptif Dallanma (): Bir atasal türden farklı habitatlarda yaşayan türlerin evrimleşmesi.


6) Adenin (Eski Yunanca: Aden-bez): Enerji iletiminde önemi olan nükleik asit ve nükleotidlerin adenozin tri fosfat (ATP), adenozin di fosfat (ADP), adenilik asit (AMP) bileşeni.


7) Adenozin Tri Fosfat (ATP): Adenin, riboz ve üç fosfat grubu içeren bir organik maddedir. Biyolojik sistemlerdeki enerji iletiminde birinci derecede önemlidir.


8) Adipoz (Latince: Adiposis-yağa ait): Yağın depolandığı doku ya da yağ.


9) Adventif Kök (Ek kök) (Latince: Ad-ya+Venire-gelmek): Normal olmayan bir yerden (gövdeden) çıkan kök.


10) Aerobik (Eski Yunanca: Aero-hava): Yalnız moleküler oksijen bulunduğu zaman gelişme ya da metabolizleme.


11) Afaziya (Eski Yunanca: A-yok+Phasis-konuşma): Beyin merkezlerinin hastalanması ya da zedelenmesi sonucu olarak bazı sembolleri (yazı ve söz olarak) tanıyamama durumu.


12) Aglütinasyon (Latince: Agglutinare-bir şeyi yapıştırmak): Bir sıvı içinde dağınık halde bulunan hücre ya da parçacıkların kümeleşmesi.


13) Agnata (Eski Yunanca: Anathos-çene): Çenesiz balıklar. Lampetra sp., Mirine sp. ve bir çok sonu gelmiş türü içeren omurgalı sınıfı.


14) Akondroplaziya (Eski Yunanca: A-değil+Chondros-kıkırdak+Plasscin-o): Yetersiz kemik oluşumuna ve cüceliğe neden olan kemik gelişim ve olgunlaşmasında kalıtsal bozukluk.


15) Akromegali (Eski Yunanca: Akron-kol ve bacaklar+Megalo-büyük): İskete kol ve bacaklar, burun, çene, el ve ayak parmaklarının fazla büyümesi. Hipofiz bezinden büyüme hormonun fazla salgılanması sonucu oluşabilir.


16) Akrozom (Eski Yunanca: Akron-kol ve bacaklar+Soma-vücut): Sperma hayvancığının baş bölgesini örten şapka gibi yapıdır.


17) Aksiyon Potansiyeli (): Faaliyette bulunan herhangi bir dokuda bir kas kasılırken ve salgı yaparken, sinirden impuls geçerken duyarlı bir aygıtla saptanabilen düşük güçte bir akım.


18) Akson (Eski Yunanca: Axon-dingil): Sinir impulsunu hücreden öteye götüren sinir lifi.


19) Aktif Taşıma (Active Transportion): Bir maddenin, enerji harcanmasını gerektiren bir işlemle hücre membranı aracılığıyla, yoğunluk farkına bağlı olarak içe ya da hücre dışına taşınması.


20) Aktin (): Kasta bulunan bir proteindir. Miyozinle birlikte kasın, kasılma ve gevşe mesini sağlar.


21) Alarm Renkliliği (): Bazı hayvanların yaşamlarını sürdürmek için gösterdikleri renk adaptasyonları. Predatörler, parlak, belirgin renkler taşıyan bu hayvanların zehirli ya da tatsız olduğunu sanarak onları yemekten çekinirler.


22) Alel (Eski Yunanca: Allelon-iki şeyden biri): Kromozomun belli bir yerinde (lokus) görülebilen, bir genin değişik formlarıdır.


23) Alerji (): Çevredeki bir maddeye karşı saman nezlesi, deri kızarması ya da astım biçiminde oluşan aşırı duyarlılık.


24) Algler (): Gelişme sırasında embriyo teşkil etmeyen ve iletim dokusundan yoksun olan ve klorofil içeren büyük bitki gruplarından biridir.


25) Allontois (Eski Yunanca: Allas-sosis+Eidos-şekil, biçim): Sürüngen, kuş ve memeli hayvanların embriyo örtülerinden biridir. Sindirim kanalının son kısmından gelişen ve embriyonik sidik kesesi ya da koryona giden ve çıkan kan damarlarının kaynağı olan kese.


26) Alveol (Latince: Alveus-içi boş): Torba biçiminde küçük boşluk ya da genişlemiş kısımdır.


27) Amensalizm (): Biri ötekinden olumsuz olarak etkilendiği halde ikincisinin birinci türün bulunmasından zarar görmemesi durumudur.


28) Aminoasit (): Bir amino (-NH2) grubu ile bir karboksil (-COOH) grubu içeren bir organik bileşiktir. Aminoasitler, proteinleri oluşturmak için peptid bağlarıyla zincir biçiminde birbirine bağlanabilir.


29) Amipsi Hareket (Eski Yunanca: Amoibe-değişme+Eidos-form): Bir hücrenin yalancı ayaklar yoluyla yaptığı hareket.


30) Amniyon (Eski Yunanca: Amnion-kuzu): Sürüngen, kuş ve memeli hayvanların embriyo örtülerinden biridir. Embriyo etrafında su dolu kesedir.


31) Anabolizma (Eski Yunanca: Anamole-atma): Enerji depolama, yani hücresel madde yapımını ve büyümeyi sağlamak üzere basit moleküllerin karmaşık molekülleri oluşturmasına neden olan kimyasal reaksiyonlar.


32) Anaerobik (Eski Yunanca: An-yok+Aero-hava+Bios-yaşam): Yalnız moleküler oksijenin yokluğunda gelişme ya da metabolizleme.


33) Anafaz (Eski Yunanca: Ana-yukarı, geri, tekrar+Phasis-evre): Mitoz ya da mayoz hücre bölünmesinde metafazı izleyen ve kromozomların kutuplara doğru çekilmeye başladığı evre.


34) Anaflaksis (Eski Yunanca: Ana-yukarı, geri, tekrar+Phylaksis-k): Organizmanın yabancı protein ya da başka maddelere karşı normalin üstünde aşırı reaksiyonu.


35) Analog (Eski Yunanca: Analogos-orana göre): Görünüş ve işlerde benzer fakat köken bakımından farklı.


36) Androjen (Eski Yunanca: Andros-insan+Gennan-üretmek): Testesteron ya da öteki erkek eşey hormonlarından biri gibi erkek özelliğini veren herhangi bir maddedir.


37) Angiospermler (Eski Yunanca: Angeion-damar+Sperma-tohum): Gerçek çiçekli trakeo fitler, çiçek ve meyvaya sahip, tohumları kapalı bir ovaryum içinde bulunan bitkilerdir.


38) Anhidrobağlar (Eski Yunanca: Anhydros-susuz): İki molekül arasında su çıkması yoluyla oluşan bağlardır. Örneğin, bir molekülden OH-, ötekinden H+ iyonu çıkarak.


39) Anter (Eski Yunanca: Antheros-çiçeklenme): Çiçekli bir bitkide erkek organlardan biri, için de haploid spor ya da polen taneciklerinin oluştuğu polen keselerini (mikrospo rangium) içeren stamen kısmıdır.


40) Anteridyum (Latince: Antera-çiçekten yapılan ilaç+Eski Yunanca): Çiçeksiz bitkilerde spermlerin oluştuğu erkek organdır.


41) Anterozoid (): Mantarlarda hareketli eşeysel hücre.


42) Antibiotikler (Eski Yunanca: Anti-karşıt+Bios-yaşam): Mikro organizmalar tarafından meydana getirilen ve seyreltik çözelti halinde bakterilerin ve başka mikroorganizmaların gelişmesini engelleme, ya da onları tahrip etme yeteneğine sahip maddelerdir. İnsan, hayvan ve bitki hastalıklarının tedavisinde geniş ölçüde kullanılmıştır.


43) Antidiüretik Hormon (Eski Yunanca: Anti-karşıt+Diuretikus-sidik meydana): Böbrek borucuklarında suyun geri emilmesini denetleyen ve hipofizin arka lobundan salgılanan hormondur.


44) Antijen (Eski Yunanca: Anti-karşıt+Gennan-meydana getirmek): Bir organizmada özgül antikorların yapılmasını başlatan protein ya da protein+polisakkarit bileşiminde bir yabancı maddedir.


45) Antikor (Antibody): Kan ya da dokularda bulunan bazı yabancı maddelere karşı tepki olarak oluşturulan proteindir.


46) Antimetabolitler (Eski Yunanca: Anti-karşıt+Metabollein-değiştirmek): Normal fizyolojik işlev için gereksinen maddelere sıkı yapısal benzerlik gösteren maddeler, esas metabolitin kullanılmasını engelleyerek ya da onun yerini alarak etkisini gösterir.


47) Antitoksin (Eski Yunanca: Anti-karşıt+Toxicon-zehir): Bakteri tarafından salınan toksine (genellikle protein) karşı meydana getirilen bir antikor. (Antibody)


48) Antosiyanin (Eski Yunanca: Antho-çiçek+Kyanos-mavi): Kırmızı, mor ve mavi çiçeklerde ki bir renk maddesidir. Hidrolize olunca antosiyonidin ve şeker meydana getiren glikozitler oluşur.


49) Anyon (Eski Yunanca: Ana-yukarı+İon-giden): Negatif yük taşıyan iyon.


50) Apikal Meristem (Latince: Apex-tepe+Eski Yunanca: Merizein-taksim e): Kök ya da gövde ucunda bulunan farklılaşmamış embriyonik doku.


51) Apoenzim (Eski Yunanca: Apo-den+En-içinde+Zyme-maya): Enzimin protein kısmıdır. Tam işlevsel enzim haline gelmek için özgül bir koenzime gereksinim duyar.


52) Arkegonyum (Eski Yunanca: Arche-başlangıç+Gonos-döl): Çiçeksiz bitkilerde yumurtanın oluştuğu dişi organ.


53) Arkenteron (Eski Yunanca: Arche-başlangıç+Enteron-bağırsak): Gastrulanın ortasında endodermle sarılı boşluk, ilk bağırsak.


54) Arter (): Kanı yürekten vücudun çeşitli bölgelerine götüren kalın esnek duvarlı damar.


55) Arteriol (Eski Yunanca: Arteria-atardamar): Kılcal damarın ucundaki küçük atardamar.


56) Artropod (Eski Yunanca: Artrhon-eklem+Pous-bacak): Böcek ya da krustase gibi eklembacaklı bir omurgasız hayvan.


57) Asetilkolin (): Organik bir baz olan kolinin asetik asitle esteridir. Normal olarak sinirlerin ucundan salgılanır. Sinir impulsunun sinapstan geçişini sağlar.


58) Asidozis (): Vücuttan baz kaybı ya da asit birikmesiyle beliren patalojik durumdur. Yüksek hidrojen yoğunluğuyla belirlenir. (Düşük pH)


59) Asit (Latince: Acidus-ekşi): Molekül ya da iyonlar su içinde hidrojen iyonlarını (proton) veren bir maddedir. Asitler ekşi bir tada sahiptir, mavi turnusol kağıdını kırmızıya çevirir ve bazlarla birleşerek tuzları oluşturur.


60) Askospor (Eski Yunanca: Askos-torba+Sporos-tohum): Özel bir spor muhafazası içinde bulunan, genellikle sekiz spordan oluşan dizi.


61) Ateliozis (Eski Yunanca: Ateleia-tam olamama): Hipofizle ilgili cücelik.


62) Atom (): Elementin kimyasal özelliğine sahip en küçük parçasıdır. Proton, nötron ve çekirdeğin çevresinde özgül bir yörünge üzerinde dönen elektronlardan oluşmuştur.


63) Atom Yörüngesi (): Atom çekirdeği etrafında bir elektronun izlediği yol.


64) Atreziya (Eski Yunanca: A-yok+Tresis-delik): Normal vücut deliği, geçit ya da boşluğunun yokluğu ya da kapalılığı.


65) Atriyum (Eski Yunanca: Atrion-salon, hol): Bir başka yapı ya da organa geçme olanağını veren odacık. Venadan kanı alan ve karıncığa pompalayan yürek odacığı.


66) Avikularya (Latince: Avicula-kuş): Kuş başına benzeyen Briyoza kolonisinin bir üyesi.

 

ayxmaz