P

1)Palizat Hücreleri (): Yaprağın üst epidermisine yakın mezofil tabakası içine yerleşmiş olan sık silindirik hücre tabakası.


2) Paramilum (): Euglena'larda kimyasal bakımdan hem nişasta hem de glikojenden farklı olarak karbonhidrat biriktiren cisimcik.


3) Parankima (Eski Yunanca: Para-yanında+En-içinde+Khein-dökmek): Az özelleşmiş, ince çeperli, klorofil içeren ve tipik olarak oldukça gevşek yapıdaki bitki hücreleridir. Fotosentezde ve besinlerin depolanmasında iş görür.


4) Parapodlar (Latince: Para-öte+Eski Yunanca: Podion-ayak): Poliket'lerin her segmentinden yanal olarak çıkan kalın kıllı, çift yassı uzantılar.


5) Parasempatik (Eski Yunanca: Para-yanında+Sym-ile+Pathos-duygu): Otonom (istemsiz) sinir sisteminin bir bölüm. Sinir lifleri beyinden ve omuriliğin kalça bölgesinden çıkar ve belli başlı iç organları donatır.


6) Paratiroidler (Eski Yunanca: Para-yanında+Thyreoeides-kalkan biçi): Tiroid bezinin içine yerleşmiş olan küçük, bezelye büyüklüğündeki bezler. Bu bezlerin salgıları vücudun kalsiyum ve fosfor metabolizmasını düzenler.


7) Parazitlik (Eski Yunanca: Parasitos-başkasının sofrasından geç): Asalaklık. Hem bitki hem de hayvanlar arasında görülen heterotrof beslenme tipi. Parazit, bitki ya da hayvanın vücudu üzerinde ya da içinde yaşar ve bunlardan besinin sağlar.


8) Partenogenez (Eski Yunanca: Phartenos-bakire+Genesis-soy): Döllenmemiş bir yumurtanın ergin bir organizmaya gelişmesi. Bu tip çoğalma bal arısı, eşek arısı ve bazı Arthropoda'lar arasında yaygındır.


9) Parturisyon (Latince: Parturito-çocuk doğurma): Çocuk doğurma olayı.


10) Pelajik (Eski Yunanca: Pelagios-denizde yaşayan): Okyanus ortası gibi açık sularda yaşayan organizma.


11) Pepsin (Eski Yunanca: Pepsis-sindirim): Midedeki hücreler tarafından salgılanan bir proteo litik enzimdir. Yalnız çok asitli bir ortamda çalışır ve optimum etkisi pH 2'de görülür.


12) Perennial (Latince: Per-boyunca+Annus-yıl): Çok yıllık. Yıllarca canlı kalıp yaşamını sürdüren bitki.


13) Perferal Direnç (): Kan damarlarının kasılma ya da gevşeme durumu. Kan basıncının saptanmasında önemli bir rol oynar.


14) Perisikl (Eski Yunanca: Peri-çevresinde+Kyklos-çember): Tek hücre sırasından oluşmuş parankima tabakası. Meristeme dönüşerek kök kambiyumu, mantar kambiyumu ve yan kökleri oluşturur.


15) Peristalsis (Eski Yunanca: Peri-çevresinde+Stalsis-kasılma): Üreter ya da sindirim sisteminin bir bölümü gibi içi boş tüp şeklindeki organların çeperlerinde kas kasılmasının ve gevşemesinin ritmik ve kuvvetli dalgaları. Bu dalgalar maddeleri tüp içinde hareket ettirmeye yarar.


16) Permeabilite (Latince: Per-arasından+Meare-geçirmek): Geçirgenlik. Bir zarın belli maddeleri geçirebilme yeteneği.


17) Petal (Eski Yunanca: Petalon-yaprak): Taç yapraklar. Bir çiçeğin başkalaşıma uğramış renkli yapraklardan oluşmuş halkası. Sepal halkasıyla stamen halkalarının arasında bulunur. Tipik parlak renkleri ve çekici kokularıyla tozlaşmayı sağlamak için böcek ve kuşları çeker.


18) Petiol (Eski Yunanca: Petiolus-küçük ayak, meyve sapı): Yaprak sapı. Yaprağı gövdeye bağlayan sap.


19) Pi Elektronları (): Tek ve çift konjuge bağlar sisteminde yer alan hareketli elektronlar. Yalnız tek bir atom ya da bağla değil, bir bütün olarak konjuge sistemle birlikte bulunurlar.


20) Pinositozis (Eski Yunanca: Pinein-içmek+Kytos-hücre+Osis-koşul): Hücre içmesi. Hücreler tarafından sıvı damlalarının absorbe edilmesi ve yutulması.


21) Pirenoid (Eski Yunanca: Pyren-meyve çekirdeği+Eidos-biçim): Bazı protozoonların kromatoforlarındaki nişasta içeren tanecikli yapılar.


22) Pirimidinler (): Karbon ve azot atomları içeren tek halkalı bazlar, nükleik asit bileşenleri.


23) Pistil (Latince: Pistillus-havan eli): Dişi organ. Ovaryum, stilus ve stigmadan oluşan ve megasporlar üreten çiçek organı.


24) Placodermi (Eski Yunanca: Plakos-tablet, yassı levha+Derma-der): Yalnız fosillerden bilinen ilkel çeneli balıklar. Bunların hem kemikli hem de kıkırdaklı balıkların ataları olduğuna inanılmaktadır.


25) Plankton (Eski Yunanca: Planktos-dolaşan): Hemen hemen bütün sularda yaşayan küçük serbest yüzüşlü bitki ve hayvanlar.


26) Plantigrad (Latince: Planta-ayak tabanı+Gradus-adım): Tabanına basarak yürüme ile belirlenen kısmen yavaş bir hareket biçimidir.


27) Plasenta (Latince: Placenta-yassı kemik): Kısmen embriyo, kısmen de ananın dokularında (uterus duvarında) oluşan ve embriyoya besin maddesi ile oksijen taşıyan ve artık maddeleri atan bir yapıdır.


28) Plastid (Eski Yunanca: Plastos-meydana gelmiş+İdion-küçültü): Hücrenin özel bir organelidir. Örneğin kloroplast ya da amiloplast.


29) Plazma Zarı (Eski Yunanca: Plasma-oluşmuş bir şey+Latince: Memb): Hücreye tüm besin maddelerinin girdiği ve bütün metabolik artık ya da salgılarının atıldığı hücrenin canlı işlevsel kısmı.


30) Plazmodyum (Eski Yunanca: Plasma-oluşmuş bir şey+Odes-benzer): Cıvık mantarların diploid evresini oluşturan çok çekirdekli amipsi hareket eden canlı madde kütlesi. Spor oluşturarak üreyen ve sıtmaya neden olan tek hücreleri hayvanlar.


31) Plazmoliz (Eski Yunanca: Plasma-oluşmuş bir şey+Lysis-çözülme): Bir osmozla su kaybetmesinden dolayı sitoplazmanın büzülmesi.


32) Pleiotropik Gen (Eski Yunanca: Pleion-çok+Tropos-dönüş): Belli bir bireyde birkaç farklı karaktere etki eden gen.


33) Pleksus (Latince: Plexus-örgü, şebeke): Sinirlerde olduğu gibi birbirine bağlanan yapıların ağı.


34) Ploidi (Eski Yunanca: Ploos-kat+Eides-benzer): Bir hücrede kromozom takımlarının sayısı ile ilgili.


35) Poikilotermal (Eski Yunanca: Poikilos-çeşitli+Therme-sıcaklık): Çevrenin sıcaklığı ile değişen bir vücut sıcaklığına sahip olma. (soğukkanlı)


36) Polen (Latince: Polen-ince toz): Tohumlu bitkilerin mikrospor kütlesi. (dölleyici erkek eleman)


37) Poligen (Eski Yunanca: Poly-çok+Gennan-üretmek): Aynı ırkı eklemeli olarak etkileyen iki ya da daha çok gen çifti.


38) Polimorfizm (Eski Yunanca: Poly-çok+Morphe-şekil): Bir türün üyeleri arasındaki biçim farklılıkları. Bir populasyonda birkaç farklı fenotipin görünmesi.


39) Polip (Eski Yunanca: Polypous-hastalık şişliği): Hidra benzeri hayvanlar. Bazı Sölenterat'ların hayat devresinde sesil evre. Mukozadan oluşan çıkıntı.


40) Poliploidler (Eski Yunanca: Poly-çok+Ploos-kat): İkiden daha çok homolog kromozoma sahip olan organizmalar.


41) Populasyon (): Belirli bir coğrafik bölgeye yerleşen bir türü bireylerinin oluşturduğu grup.


42) Porifera (Latince: Porus-delik-Ferre-taşımak): Sünger filumu. Vücut çok sayıda porla delinmiştir. Buralardan su içeri girer ve besin süzülür.


43) Portal Sistem (Latince: Porta-kapı): Bir bölgenin kanını toplayan ve yürek yerine diğer organlardaki kılcal damalara uzanan toplardamarların bir grubu.


44) Predasyon (Latince: Praedatio-yağma etmek): İki tür arasındaki ilişki. Bir tür diğer tür üzerinde zararlı etki yapar, ancak onsuz yaşayamaz. Bu tür diğerini öldürür ve yer.


45) Prekursor (Latince: Preacurrere-önde gitmek): Öncü. Bir metabolik yol içinde başka maddeden önce gelen bir madde. Başka bir maddenin sentezlendiği madde.


46) Primitif Oluk (Latince: Primitivus-ilk): Mezodermin şekillenmesi ve hücrelerin hareketinin bir sonucu olarak balık, sürüngen, kuş ve memeli yumurtalarındaki disk üzerinde gelişen uzunlamasına bir oluk. Bu yapı blastoporun kenarlarına homolog olup embriyonun sonradan oluşacak uzun eksenini simgeler.


47) Primordiyum (Latince: Primordium-başlangıç): Bir organ ya da kısmın embriyonik gelişme sırasında görülen ilk belirtisi.


48) Probosis (Eski Yunanca: Pro-önde+Boskein-beslenmek): Bir hayvanda genellikle beslenmede kullanılan burun ya da baş kısmındaki hortuma benzer yapı.


49) Profaz (Latince: Pro-önce+Eski Yunanca: Phasis-görünüş): Mitozun ilk evresi. Bu evrede kromatin iplikleri kısalır, kromozomlar belirgin hale gelir ve iğ oluşur.


50) Progesteron (Latince: Pro-önce+Gestus-taşımak): Plasentada ve ovaryumun Corpus luteumun'da üretilen hormon. Estrodiol ile kızgınlığı ve ay halini düzenler ve embriyonun döl yatağında tutunmasını sağlar.


51) Proglotis (Latince: Pro-önce+Glottis-dil): Bir şeritin vücut parçaları.


52) Prokaryotlar (Latince: Pro-önce+Karyon-çekirdek): Çekirdek zarları, plastidleri ve golgi aygıtı olmayan organizmalar. Bakteri ve mavi-yeşil algler.


53) Proprioseptör (Latince: Proprius-birinin kendi malı): Vücudun durumu, hareketleri kas gerilimi hakkında beyne bilgi veren iç duyu hücreleri.


54) Prosimi (Latince: Pro-önce+Simia-kuyruksuz maymun): Yaşayan ilkel bir primat ya da primatların ilk atası.


55) Prostat (Eski Yunanca: Prostates-önde duran biri): Memeli erkeğinin büyük yardımcı eşey bezi. Bu bez deferensle birleştiği kısımda üretrayı sarar ve büyük ölçüde seminal sıvı salgılar.


56) Prostetik Grup (Eski Yunanca: Prostithenai-eklemek): Bir enzime sıkıca bağlanan bir kofaktör.


57) Proteinler (Eski Yunanca: Protos-ilk): Karbon, hidrojen, oksijen, azot ve genellikle kükürt ve fosfor içeren makromoleküller. Peptid bağlarıyla bağlanmış amino asit zincirlerinden oluşur. Bütün hücrelerde ana bileşiklerden birisidir.


58) Proteus Davranışı (Eski Yunanca: Proteus-umulmadık şekilde yakalandığ): Predatörler tarafından kovalandığı zaman avın düzensiz, beklenmedik değişik hareketleri.


59) Protista (Eski Yunanca: Protista-en önceki+Protos-ilk): Protozoa, flagellata, cıvık mantar, bazı alg ve mantarlardan oluşan organizmalar dünyası.


60) Protokooperasyon (Eski Yunanca: Protos-ilk+Cooperatio-çalışmak): Birlikte bulundukları zaman birbirlerinden yararlanan iki populasyon arasındaki ilişkiler. Ancak birinin yokluğunda diğeri yaşamını sürdürebilir.


61) Proton (Eski Yunanca: Protos-ilk): Bütün atom çekirdeklerinde bulunan pozitif elektrik yükü ve bir nötronunkine eşit kütlesi olan temel partikül.


62) Protonefridyum (Eski Yunanca: Protos-ilk+Nephridios-böbrekler): İlkel omurgasızların ve bazı ileri hayvanların larvalarındaki alev hücresinden oluşan boşaltım organı.


63) Protonema (Eski Yunanca: Protos-ilk+Nematos-iplik): Kara yosunlarında, üzerindeki dik bir gövdenin geliştiği ve bu gövdeye tek sıralı hücreden oluşan sarmal yaprak halkasının bağlandığı ipliksi yeşil yapı.


64) Protozoa (Eski Yunanca: Protos-ilk+Zoon-hayvan): Amoeba, ciliata, flagellata ve sporozoa'yı kapsayan tek hücreli hayvanların filumu.


65) Pseudopod (Eski Yunanca: Pseudes-yalancı+Podus-ayak): Bir amip ya da amipsi hücrenin geçici sitoplazmik çıkıntısı. Bu çıkıntı hareket ve beslenmede kullanılır.


66) Pseudosölom (Eski Yunanca: Pseudes-yalancı+Koilia-boşluk): Mezoderm ve endoderm arasındaki vücut boşluğu. Kalıcı bir blastösol.


67) Psilopsida (Eski Yunanca: Psilos-çıplak): Tracheaphyta'nın bir alt filumu, en ilkel vasküler bitkilerdir. Bunlar köksüzdü veya yapraksız ya da pula benzer küçük yaprakları vardır. Günümüzde yaşayan yalnız üç türü bilinmektedir.


68) Pteropsida (Eski Yunanca: Ptero-kanat): Eğrelti otları, kozalaklı bitkiler ve çiçekli bitkileri kapsayan Tracheophyta'nın bir alt filumu. Bitki dünyasındaki en geniş grup.


69) Pulvinus (Latince: Pulvinus-yastık): Yaprak sapının gövdeye birleştiği yerde bulunan yastığa benzer şişkinlik.


70) Pupa (Latince: Pupa-oyuncak bebek): Bir böcek gelişmesinde larva ve ergin dönemleri arasındaki bir evre. Beslenmeyen ve hareket edemeyen bir hayat formu.


71) Pürinler (Pure ürinin karışımı): Birbirine bağlanmış iki halkada karbon ve azot atomları içeren organik bazlar. Nükleik asitlerin ATP, NAD ve diğer biyolojik aktiviteli maddelerin bileşenleri.


72) Pütrifaksiyon (Latince: Pucrefactio-çürüme): Amino asit ve proteinlerin enzimatik yoldan anaerobik bozulumu.
Radikula (Latince: Radiculus-kök): Tohumlu bitkilere ait hipokotilin kök kısmı.

 

ayxmaz