R 


2) Radula (Latince: Radula-kazıma aleti): Kiton, salyangoz, mürekkep balığı bazı Mollusk'ların sindirim sistemindeki törpüye benzer bir yapı.


3) Rassenkreis (A . Rassenkreis-ırk çemberi): Bir populasyonun coğrafik alt türlerinin geniş bir alana yayılmış grupları. Her alt tür kendisine komşu olandan bazı bakımlardan farklıdır fakat birbirleriyle çiftleşirler. Ancak serinin iki ucundaki gruplar tamamen farklı olabilir ve belirgin şekilde birbirleriyle döllenmeleri azalmıştır.


4) Reabsorbsiyon (): Böbreğin kıvrılmış tüplerinin hücreleri tarafından glomerulus süzücülerinden bazı maddelerin seçilerek emilmesi ve bu salgıların kana verilmesi için kullanılan terim.


5) Redya (Francesco REDİ, 17. yüzyıl İtalyan doğa bilimcisi): Trematoda'ların hayat devresindeki ikinci evre. Salyangozda redyalar eşeysiz olarak serkaryaları oluşturur.


6) Redüksiyon (İndirgenme): Bir molekül ya da atoma elektronların eklenmesi, oksidasyonun tersi.


7) Reflaktör periyodu (): Bir sinir ya da kas lifinin bir impulsa tepkisinden sonra, yeni bir tepki gösterişe dek geçen zaman süresi.


8) Refleks (Latince: Reflexus-geri bükülmüş): Verilen bir uyartıya karşı doğuşsal, otomatik ve istemsiz bir tepki şekli olup işe karışan sinirlerin anatomik ilişkileriyle saptanır.


9) Refleks Yayı (): Bir refleks için sinir impulslarını ileten duyarlı, bağlayıcı ve motor sinirler dizisi.


10) Regenerasyon (): Bir organizmanın kopan ya da yaralanan doku parçasının yeniden büyümesi.


11) Regülatör Genler (): Repressör proteinlerin sentezi için şifre veren özel genler.


12) Rekapitulasyon (): Embriyonun, gelişim seyri içinde evrimsel atalarının embriyonik gelişim evrelerini kısaca tekrar etmesi.


13) Rekon (): Genetik rekombinasyonun en küçük birimi. Genetik maddenin bir boyut la uzantısındaki en küçük ve kendi arasındaki yer değiştirebilen fakat rekombinasyonla bölünemeyen elemanı.


14) Renal (Latince: Renalis-böbrek): Böbreğe ilişkin.


15) Renal Kürecik (Latince: Renalis-böbrek): Korpüskül. Bir böbrek tübülünü çevreleyen Bowman kapsülü ve bir glomerulustan oluşan yapı. Süzme ve sidik oluşmasının ilk evresi burada olur.


16) Renin (): Mide mukozası tarafından salgılanan enzim. Bu enzim sütün proteini olan kazeini, çözülebilir bir durumdan çözülemez bir madde şekline sokar. Böylece süt kesilmiş olur.


17) Repressör (): Spesifik bir genin protein sentezini yapmasını bastıran regülatör bir genin oluşturduğu protein maddesi.


18) Reseptör (): Belirli bir uyartıya tepki gösteren duyarkı bir sinir ucu.


19) Retikulum (Latince: Rete-ağ): Hücre içinde ya da hücreler arasında matriksteki fibril ya da lif ağı.
 

20) Retina (Latince: Rete-ağ): Saydam sıvıyı çevreleyen ve arka tarafta optik sinirle devam eden göz yuvarlağının en içteki üçüncü tabakası. Işığa duyarlı reseptör hücreleri, çomakları ve konileri kapsar.


21) Rezonans Sistemi (): Yapısındaki atomları hareket ettirmeksizin dıştaki elektronları çeşitli yollarla düzenleyebilen atomların birbirine bağlı olduğu bir sistem.


22) Rhodophyta (Eski Yunanca: Rhodon-gül+Phykos-alg): Kırmızı algler filumu. Hemen hemen tümüyle okyanuslarda bulunurlar.


23) Ribonükleik Asit (RNA): Riboz şekerini içeren nuleik asit. Hem nukleus hem de sitoplazmada bulunur ve protein sentezlenmesinde önemli bir moleküldür.


24) Ribozomlar (): Protein ve ribonükleik asitten oluşmuş ve sitoplazmada serbest olarak ya da hücrenin endoplazmik retikulum zarına bağlanmış olan küçük granüller. Protein sentez yeri.


25) Rikettsia (Howard T. RİCKETTS, 19. yüzyıl amerikan pataloğu): Büyüklük ve karmaşıklık yönünden virüs ve bakteri arasında geçit oluşturan ve hastalık yapan bir organizma tipi. Kene ve böceklerin hücrelerinde parazittir. Hastalık, böcek ve kenenin ısırmasıyla insana geçer.


26) Rizoidler (Eski Yunanca: Rhiza-kök+Eides-şekli): Karayosunları, eğrelti otları, bazı mantar ve likenlerin gövde dibinden çıkan ve kök ödevi gören, renksiz, tüysü emici uzantılar.


27) Rizom (Eski Yunanca: Rhizoma-köksü gövde): Buğdaygiller ve eğreltilerde bulunan ve toprak üstü yapraklarını oluşturan bir toprak altı gövde başkalaşımı.


28) Rodopsin (Eski Yunanca: Rhodos-gül+Opsis-görme): A Vitaminin bir türevi ile bir protein olan opsinden yapılmış gözün retinasındaki bir maddedir. (görme erguvanı) Beyne bir impuls göndermek üzere reseptör hücreyi uyaran ışık tarafından bir kimyasal reaksiyon başlatılır ve görme gerçekleştirilir.

 

 

ayxmaz